Dropa hikayesi 12 bin yıl sonra aynı yerden yeniden başladı fakat bu kez takvimler 1938 yılını gösteriyordu. Olayların cereyan ettiği yer tam olarak Çin ve Tibet sınırlarındaki Baian Kara Ula dağlarıydı. Pekin Üniversitesi arkeoloji profesörlerinden Chi Pu Tei bir grup öğrencisiyle Himalayalar’daki mağaraları inceliyordu, mağara duvarlarında diğer tarih öncesi mağara resimleriyle hiç alakası olmayan çizimler vardı. Bu mağara duvarlarındaki güneş ay ve yıldızların çok gerçekçi çizimleri bulunuyordu. En şaşırtıcı keşif ise Dropa taşlarıydı. İlk bulunan taş öğrencilerden birinin ayağına takılınca ortaya çıkmıştı, taş bir disk şeklindeydi. Disk o kadar simetrikti ki biri tarafından ustalıkla şekillendirilmiş olmalıydı. Yaklaşık 30 santim çapındaki diskin tam ortasında bir delik vardı. 10 ila 12 bin yıllık olduğu tahmin edilen taş Mısır piramitlerinden bile eskiydi.Araştırma devam ettikçe toplan 716 disk bulundu. Her taşın üstünde hiyeroglifler vardı. Ancak mikroskop yardımıyla seçilen harfler yeryüzündeki hiçbir dile benzemiyordu. Taşlar kazı alanındaki diğer bulgularla birlikte Pekin Üniversitesi’nin arşivine kaldırıldı. Batı dünyası Çinli bilim adamının keşiflerini ciddiye almadı.1962’de taşların kaderi değişti. Tarih Akademisi’nden Prof.Dr. Tsum Um Nui disklerin üzerindeki yazıyı deşifre etmeyi başardı. Yazılar kafa karıştırıcıydı. Profesörün araştırmasını yayınlaması yasaklandı fakat Nui 1964’te araştırmasını ülkeden kaçırarak bastırmayı başardı.1964 yılında araştırma sonuçları yayınlandığında tek bir bilim adamı bile Nui’nin araştırmasını ciddiye almamıştı. Anlatılanlar bilinenlerden çok farklıydı. Eğer bu hikaye gerçekse bütün insanlık tarihinin baştan yazılması gerekirdi.Dropa taşlarının üzerinde yazılanlara göre uzak bir gezegenden gelen bir uzaylı kabilesi mekiklerinin bozulması yüzünden günümüzden 12 bin yıl kadar önce Himalayalar’a iniş yapmak zorunda kalmıştı. Dropa kabilesinden gelen uzaylılar mecburen dağların içinde bulunan mağaralara sığındılar. Barışçıl olmalarına rağmen o sırada komşu mağaralarda yaşayan ilkel bir insan kabilesi olan Hamlar tarafından düşman kabul edilmişlerdi. Ham kabilesi üyeleri Dropalıları esir alıp bazılarını öldürdü. Nui’nin tercümesinden bir pasaj şöyle: “Dropalılar bulutların arasından inen ışıklı bir küre içinden yeryüzüne indiler. Kadınlar çocuklar ve erkekler olmak üzere bütün Dropalılar çevredeki mağaralara sığındılar. İnsanlar en sonunda Dropalıların işaret dilini çözünce niyetlerinin savaş olmadığını anladılar.” …
Wikipedia
Arama sonuçları
30 Kasım 2012 Cuma
Dropa Diskleri
25 Kasım 2012 Pazar
Yeni Dünya Düzeni
Yeni Dünya Düzeni
Bu konuyu anlamak için bence önce hıristiyanlığı anlamak lazım.
Hz. İsa Yahudiydi (İsrailoğullarından). İnsanlara anlatmaya çalıştığı yeni bir dinden çok; yahudi din büyüklerinin, kendi çıkarları için dini nasıl saptırdığıydı. Dolayısıyla gerçek yahudiliği anlatmaya çalışıyordu.
Onun yaşadığı dönemlerde dünyaya ve Kudüse hakim olan devlet Romalılardı ve yahudi değillerdi. Yahudi din büyüklerinin Kudüsü yöneten Roma İmparatorluğunun valisini ikna ederek çıkarttıkları emir ile Hz. İsa (Ya da onun yerine onu ispiyon eden havarisi) yakalandı ve çarmıha gerildi.
Peki Hristiyanlığı kim yaydı?
Bu gün hristiyanlığın kutsal kitabının çoğu bu havarilerin hayatı; kendilerinin yaşadıkları ya da Hz. İsanın hayatı hakkında anlattıkları; Hz isanın sözleri olduğunu söyledikleri sözler; ya da dile getirdikleri kendi düşünceleridir.
Hristiyanlığın hızla gelişerek yayıldığı yer anadolu ve ilk devlet dini olduğu yerde Doğu Roma imparatorluğu yani Bizanstır.
Batı Roma imparatorluğunda etkili olması Hz. İsanın ölümünden 300-400 sene sonrasıdır.
Doğu hristiyanları Ortodoks mezhebindedir ve bağlı oldukları yer Fener Patrikhanesidir.
Batıdakiler ise Katolik mezhebindedir ve Vatikana bağlıdır.
Her ne kadar tek din gibi görünsede doğu ortodokslarla karşılaştırıldığında katoliklerdeki yobazlık tartışılamayacak kadar ortadadır.
Bir başka ayrıntıda Yahudiler ve Araplar Sami ırktandır dilleri aynı kökten gelir. Müslümanlık ta Yahudilik de(Dolayısı ile Hristiyanlık ta) İbrahim (Abraham) peygamberi referans alır.
Katolik inancı incelendiğinde Eski yunan ve Ege uygarlığının etkileri çok fazla görülebilir. (Roma imparatorluğunun örnek aldığı din ve devlet düzeni de aynı uygarlıktı.) Sanki roma devleti halk arasında çok fazla yayılan ve artık varlığına tehdit olarak algıladığı hristiyanlığı halkı kontrol etmek için kabul etmiş ve bu kontrole hizmet edebilmek için eski dini adetlerden çoğunu bu inanç sistemine entegre ederek kontrolü kolaylaştırmak istemiş gibi bir izlenim bırakıyor. Roma devletini, Doğu Roma halkının hristiyanlık inancında güç birliği yapıp Batıdan ayrılması çok etkilemiş ve zaten son donemlerini yaşayan Roma devletinin son çare olarak buna başvurmasını sağlamış olmalı.
Bu tarihten itibarende hristiyanlık iki kutuplu (Vatikan ve İstanbul) olarak devam etmiş; bu iki kutup arasında hakim güç olabilmek için sayısız komplolar entrikalar düzenlenmiş; savaşlar yaşanmıştır.
Yahudilik ve Hristiyanlık arasındaki en büyük farkta yahudi olabilmek ancak yahudi bir anne ve babadan (Sadece biri yahudiyse yahudi sayılmazsın) doğmakla mümkündür ama isteyen herkez hristiyan olabilir.
Peki nasıl oluyorda Yahudilerin dinine sapkın diyen bir peygambere inanan halk ile onların peygamberlerini öldüren halk ya da birbirlerini ret eden İstanbul ve Vatikan kardeş oluyor.Tabiki böyle birşey mümkün değil ve zaten tarih boyunca da olmadı. Haçlı seferleri sırasında yağmalanan ve insanları katledilen iki şehre (İstanbul ve Kudüs) bakınca bu hemen anlaşılıyor.
Peki gizli örgütler bunun neresinde?
Ortaçağ Avrupasında hakim tek güç var Vatikan Papa Kralların kralı. Dini bu gün olduğu gibi bilen ve yorumlayanda sadece o. Onun gücünü temsil edende ülkelerin kralları, bu kralların en güçlüsüde Fransa kralı. Papanın emriyle kurulan haçlı ordusu kudüsü ele geçirip oraya hakim olduğunda oranı yöneticiliğini verdiği topluluk Kutsal Süleyman Tapınağını korumakla görevli Tapınak şovalyeleri. Okuduğum her makalede gördüğüm şu tüm bu örgütlenmeleri gelip bağladıkları ilk örgüt bu tapınak şovalyeleri.
Bir ilginç ayrıntı daha aynı dönemlerde anadoluda terör estiren çok hakim bir gizli örgüt var selçuklu sultanlarından birini yastığına saplanan bir bıçakla tehdit edecek kadar güçlü olduğu söylenen Hasan Sabbah ya da Haşhaşiler (Avrupa kaynaklarında Assasin). Bu örgütün elemanlarının o dönemde ortadoğuda hakim olan tüm devletlerin yöneticilerinin yanına kadar sızdığı ve hepsini tehdit ettiği söylenir.
Tapınak şovalyeleri ile ilgili iki efsane var birisi Haşhaşiler ile temas kurdukları ve onların örgütlenme biçimlerini öğrenerek uyguladıkları, ikincisi ise kudüsteki kutsal mekanlarda Hz. İsa ve havarileri ile ilgili çok önemli bilgi ve belgeler bulduklarıdır. Hz. İsanın sanılanın aksine evli olduğu hatta bir çocuğu olduğu ve kudüsten kaçarak avrupada (Fransada) yaşadığı iddiası bunlardan en sansasyonel olanıdır.
Ve bunlar sayesinde tapınak şovalyelerinin çok iyi örgütlendiği ve güçlendiği söylenir.Ne kadar iyi örgütlendikleri ve ne kadar güçlü olduklarına örnek olarakta avrupadan kudüse hacca gelmek hristiyanların üzerlerinde para taşımak yerine bu örgütün bulundukları şehirdeki temsilciliklerine para yatırıp karşılığında bir belge alarak kudüse oyle gittikleri ve bu belgeyi kudüsteki temsilcilikte makul bir komisyon karşılığında tekrar paraya çevirdikleri söylenir. Yani bildiğiniz seyehat çeki hemde yüzlerce yıl önce.
Bu şovalyeler tüm kudüs ve çevresinde Vatikanın tamsilcisi ve kılıcı oldukları için başka bir yöntemlede hacca gidebilmek mümkün değildir.
Bu kadar güçlenebilmelerini sağlayan bir başka unsur da avrupada yaşayan fakir köylüler. Fakir ama güçlü kuvvetli genç bir köylü için şovalye olmak demek itibar para ve güç kazanmak demektir. Yani tarihin her döneminde geçerli olan şeyler.
Bir ilginç ayrıntı daha aynı dönemlerde anadoluda terör estiren çok hakim bir gizli örgüt var selçuklu sultanlarından birini yastığına saplanan bir bıçakla tehdit edecek kadar güçlü olduğu söylenen Hasan Sabbah ya da Haşhaşiler (Avrupa kaynaklarında Assasin). Bu örgütün elemanlarının o dönemde ortadoğuda hakim olan tüm devletlerin yöneticilerinin yanına kadar sızdığı ve hepsini tehdit ettiği söylenir.
Tapınak şovalyeleri ile ilgili iki efsane var birisi Haşhaşiler ile temas kurdukları ve onların örgütlenme biçimlerini öğrenerek uyguladıkları, ikincisi ise kudüsteki kutsal mekanlarda Hz. İsa ve havarileri ile ilgili çok önemli bilgi ve belgeler bulduklarıdır. Hz. İsanın sanılanın aksine evli olduğu hatta bir çocuğu olduğu ve kudüsten kaçarak avrupada (Fransada) yaşadığı iddiası bunlardan en sansasyonel olanıdır.
Ve bunlar sayesinde tapınak şovalyelerinin çok iyi örgütlendiği ve güçlendiği söylenir.Ne kadar iyi örgütlendikleri ve ne kadar güçlü olduklarına örnek olarakta avrupadan kudüse hacca gelmek hristiyanların üzerlerinde para taşımak yerine bu örgütün bulundukları şehirdeki temsilciliklerine para yatırıp karşılığında bir belge alarak kudüse oyle gittikleri ve bu belgeyi kudüsteki temsilcilikte makul bir komisyon karşılığında tekrar paraya çevirdikleri söylenir. Yani bildiğiniz seyehat çeki hemde yüzlerce yıl önce.
Bu şovalyeler tüm kudüs ve çevresinde Vatikanın tamsilcisi ve kılıcı oldukları için başka bir yöntemlede hacca gidebilmek mümkün değildir.
Bu kadar güçlenebilmelerini sağlayan bir başka unsur da avrupada yaşayan fakir köylüler. Fakir ama güçlü kuvvetli genç bir köylü için şovalye olmak demek itibar para ve güç kazanmak demektir. Yani tarihin her döneminde geçerli olan şeyler.
Peki ne olduda bu adamlar din düşmanı ya da Vatikan düşmanı oldu?
Bu gücün zirvede olduğu dönemler Fransanın da avrupanın hakimi olduğu dönemlerdir.Ancak bu o kadar büyük bir güç haline gelmişti ki artık Fransa kralını hatta vatikanı bile takmaz oldu; takmamaktan öte tehdit eder oldu. İşte dönüm noktasıda burasıdır. Ortaçağ Avrupasında yaşanan o cadı avlarının, insan yakmaların çıkış noktasıda budur. Fransa kralının Vatikanın desteğinide alarak bu örgüte karşı yürüttüğü büyük mücadele sonucu, örgüt yer altına inmiş ve gizliliği esas alarak farklı isimler ve yapılanmalarla devam etmiştir.
Kudüs hakimliğinin getirdiği bir başka önemli güçte bilimdir. Ortadoğuda yüzlerce yıldır pek çok farklı medeniyetin birbirine aktararak geliştirdiği bilimi öğrenmek şovalyelere Vatikan karşısında büyük bir avamtaj sağlamıştır.
Fransa kralının bu başarısı bir süre Fransayı en güçlü yapsada aslında kraliyetin çöküşünü hazırlayan olaydır. Çünkü yer altına inen bu örgütün bir numaralı hedefi fransa krallığı ve onun arkasındaki güç vatikandır. Bu uğurda müthiş bir mücadele verilmiş ve üçyüz yıl kadar sonra fransız ihtilali yapılarak amaca ulaşılmıştır.
Bu kadar büyük maddi güce sahip bir örgütlenmenin, elde ettiği sermayeyi mutlaka koruması gerekir. Bu sermayeyi taşıdığı yeni adres İngiltere olarak gösterilir. Bunun delili olarak iki önemli olay vardır. Avrupa finans merkezi yavaş yavaş Paristen Londraya taşınması ve Vatikana karşı kurulan ve Katolik mezhebine karşı en büyük güç olan Protestanlık her ne kadar Kuzey Avrupa ve Almanyada yayılsada İngiltere kaynaklı olmasıdır.
Tapınak şovalyeleri Fransada yaşadıkları deneyimden sonra farklı örgütlenmelerin içinde ya da başka isimler altında yeniden güçlenerek bu günkü avrupa medeniyetinin gelişmesinde çekirdek güç olarak yer aldılar demek çok ta hayalcilik olmaz. Ellerindeki en büyük güç sermayeleri ve bu sermayeyi kullanarak destekledikleri bilimdir. İçinde bulundukları (Ele geçirdikleri demek daha doğru olur.) en büyük örgüt duvar ya da inşaat ustalarının örgütü olan Mason Locasıdır. Bahsedilen dönemde Avrupada en geçerli ve yaygın meslek örgütü olan mason locası içerisinde yer almanın büyük bir hareket özgürlüğü sağlamış olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bunun yanında Fransız ihtilali döneminde protestanlığın yayımaya başladığı dönemde İlluminati gibi bir örgütlenmenin kurulmuş olmasıda eski günlerin geri döndüğünün bir göstergesi olarak algılanabilir.
Buraya kadar anlatmaya çalıştığım dine olan düşmanlığın nereden geldiğiydi.
1.Kabalistler/Christoph Colomb
2.Protestanlık.
3.Masonik hareketler/Parmasonlar.
4.Anglikan klisesi
5.Yale üniversitesindeki gruplar
6.Dezenfermasyon teknikleri ve psikolojik savaş
2.Protestanlık.
3.Masonik hareketler/Parmasonlar.
4.Anglikan klisesi
5.Yale üniversitesindeki gruplar
6.Dezenfermasyon teknikleri ve psikolojik savaş
20 Kasım 2012 Salı
Unutulmuş Tarihin Kronolojisi IV ( Kaçınılmaz Yüzyıl )
Unutulmuş Tarihin Kronolojisi IV
Kaçınılmaz Yüzyıl
- MÖ 2123: Peygamber İbrahim Nippur´da doğar.
- MÖ2113: Ur, yeni imparatorluğunun başkenti ilan edilir. Ur-Nammu kral ve Nippur´un Vekili olur. İbrahim´in babası Nippur´lu papaz Terrah sarayda görev almak için Ur´a gelir.
- MÖ 2096: Ur-Nammu savaşta ölür. Halk, onun zamansız ölümünü, Anu ile Enlil´nin ihaneti olarak düşünür. Terah, Harran´a gitmek için ailesiyle yola çıkar.
- MÖ 2095: Shulgi, Ur´da krallığını ilan eder ama Inanna´nın çekiciliğine kapılarak onun aşığı olur. Larsa´yı Elaniteler´e verir.
- MÖ 2080: Ra/Marduk´a sadık Theban prensleri kuzeyi yani Aşağı Mısır´ı sıkıştırırlar.
- MÖ 2055: Nannar´In emirleriyle Shulgi, Elamite alayını Canaanite kentlerindeki kargaşayı bastırmak için gönderir. Elamiteler, Sinai Yarımadası´na ve buradaki roket alanına açılan geçite ulaşırlar.
- MÖ 2048: Shulgi ölür. Marduk Hititler ülkesine girer. İbrahim seçkin süvarilerinin başında Güney Canaan´ı emir altına alır.
- MÖ 2047: Amar-Sin (Kutsal Kitaba ait Amraphel) Ur´un kralı olur. İbrahim Mısır´a gider, yedi yıl kalır ve daha çok askerle geri döner.
- MÖ 2041: Inanna´nIn rehberliğiyle Amar-Sin, Doğu Krallığı koalisyonunu oluşturur ve ardından Sina ve Canaan´a askeri sefer başlatır. İbrahim, roket alanına giden geçitteki ilerlemeyi keser.
- MÖ 2024: Marduk yandaşlarını toplayarak Sümerliler´in üzerine yürür ve Babil´de tahta çıkar ve sonra savaşarak Mezopotamya´ya yayılır. Nippur´un tapınağını yıkar ve Enlil´in cezalandırılmasını ister. Enki karşı çıkar fakat oğlu Nergal, Enlil´i desteklemektedir. Nabu, roket alanını kuşatınca, Büyük Anunnaki nükleer silahların kullanılmasını onaylar. Nergel ve Ninurta, roket alanını ve asi Canaanite kentlerini nükleer güçle yok ederler.
- MÖ 2023: Rüzgarlar, radyoaktif bulutları Sümerler´in üzerine taşır. İnsanlar ve hayvanlar korkunç bir ölümlerle ölürler. Sular zehirlenir ve toprak verimsiz hale gelir ve Büyük Sümer uygarlığı sona erer.
Inanna´ye Övgü
Kutsal bir varlık, berrak gökte yapayanlız,
Bütün insanlar ona yönelik,
Tatlı bir merakla, göklerin merkezinden bakıyor,
İnsanlar Kutsal Inanna´dan önce gösteriş yapıyordu,
Akşamın kutsal kadını, yükseklerdeki Inanna,
Inanna, sana yaraşır övgüler sunuyorum,
Akşamın kutsal kadını, ufkun ötelerinde,
Gün batarken en parlak yıldız, ışığı göğü dolduruyor,
Akşamın kutsal kadını, cesaretle göklerden geliyor,
Tüm insanlar gözlerini onun gözlerine yükseltiyor,
Kutsal öküz boyunduruğunda onun için böğürüyor,
Canavarlar, bozkırlarda yaşayan tüm yaratıklar,
Şehvetli meyveli bahçeler, yeşil kamışlar ve ağaçlar,
Derinliklerin balıkları ve göklerin kuşları,
Inanna hepsine uykuyu getiriyor,
Yaşayan yaratıklar ve insanlar önünde diz çöküyor,
Seçilenler onun için zengin yiyecekler ve içecekler hazırlıyorlar,
Inanna kendisini, toprakta yeniliyor,
İnsanlar kutluyor,
Onun sevgilisi genç adam aşk yapıyor,
Tatlı bir merakla, göklerin merkezinden bakıyor,
İnsanlar Kutsal Inanna´dan önce gösteriş yapıyordu,
Akşamın kutsal kadını, yükseklerdeki Inanna,
Inanna, sana yaraşır övgüler sunuyorum,
Akşamın kutsal kadını, ufkun ötelerinde,
"Kimliği bilinmeyen bir Sümer Ozanı"
19 Kasım 2012 Pazartesi
Unutulmuş Tarihin Kronolojisi III ( Dünya Krallıkları )
Unutulmuş Tarihin Kronolojisi III
3- Dünya Krallıkları
- MÖ 3760: İnsanlık, krallıkları kabul eder. Kish, Ninurta´nın himayesi altındaki ilk başkenttir. Takvim, Nippur´da başlar. Medeniyet, Sümer´de (ilk bölge) meyvesini verir.
- MÖ 3760: İnsanlık, krallıkları kabul eder. Kish, Ninurta´nın himayesi altındaki ilk başkenttir. Takvim, Nippur´da başlar. Medeniyet, Sümer´de (ilk bölge) meyvesini verir.
- MÖ 3450: Yönetim Sümer´den Nannar/Sin´e geçer. Marduk, Babil İmparatorluğu´nu ilan eder.
- MÖ 3100: 350 yıllık kaosun ardından Mısır´da firavunluk kurulur ve ilk firavun Memfis´de tahta oturur.
- MÖ 2900: Sümer Krallığı Erech´e göçer; İnanna Üçüncü Bölge´nin özgürlüğünü verir; burası Hindistan´daki Indüs Vadisi uygarlığıdır.
- MÖ 2650: Sümerler´de büyük karışıklıklar. Enlil, isyanlar karşısında sabrını yitirir.
- MÖ 2371: Inanna, Sharru-Kin´e (Sargon) aşık olur. Sharru-Kin yeni bir başkent kurar; Agede´de. Akadlar, bir imparatorluk başlatırlar.
- MÖ 2316: Dört bölgeye hükmetmeyi amaçlayan Sargon, Babil İmparatorluğu´ndan kutsal toprak getirir. Marduk-Inanna çatışması tekrar alevlenir. Çatışma, Marduk´un kardeşi Nergal´ın, Marduk´u Mezopotamya´yı terketmeye ikna etmesiyle sona erer.
- MÖ 2291: Inanna´nın emriyle Narram-Sin, Sina Yarımadasına girerek Mısır´a saldırır.
- MÖ 2255: Inanna Mezopotamya´ya el koyar. Naram-Sin Nippur´a meydan okur. Büyük Anunnaki Agade´yi yok eder. Inanna kaçar. Akad ve Sümer ülkeleri, Enlil ve Ninurta´ya sadık yabancı askerler tarafından işgal edilir.
- MÖ 2220: Sümer uygarlığı, Lagash´da yükselir. Thoth, Ninurta adına bir zigurat tapınak inşa edilmesi için Kral Gudea´ya yardım eder.
- MÖ 2193: Bir papaz ve bir kraldan gelen aileden Peygamber İbrahim´in babası Terah, Nippur´da doğar.
- MÖ 2180: Mısır bölünür. Ra/Marduk yandaşları güneyi ele geçirirler. Firavunlar, Aşağı Mısır´da kalarak Ra/Marduk´a karşı çıkarlar.
- MÖ 2130: Enlil ve Ninurta yandaşlarının sayısı artınca Mezopotamya´daki merkezi otorite bozulur. Inanna´nın krallığı tekrar ele geçirme çabaları başarısızlıkla son bulur.
17 Kasım 2012 Cumartesi
Unutulmuş Tarihin Kronolojisi II ( Tufandan Sonraki Olaylar )
Unutulmuş Tarihin Kronolojisi II
2- Tufandan Sonraki Olaylar;
-MÖ. 11.000: Enki yemine ihanet eder ve su altında kalabilen bir gemi yapması için Ziusudra/Nuh´a yol gösterir. Tufan, dünyayı silip süpürür. Anunnaki insanları, kendi yörüngelerinde dönen uzay gemisinden tüm yıkıma tanık olurlar. Sonra Enlil, dağlık merkezlerde tarımı başlatır. Enki ise hayvanları evcilleştirir.
- MÖ 10.500: Nuh´un torunlarI 3 bölgeyi bölüşür. Enlil´in ilk oğlu Ninurta, Mezopotamya´ya yerleşilir bir yer yapmak için nehirleri çeker ve dağlarIa kapatır; Enki, Nil vadisini ister. Sinai yarımadası, Tufan´dan sonra hala ayakta kalan roket alanIarında Anunnaki insanları bir kontrol merkezini Moriah Dağı üzerine kurarlar (gelecekte Kudüs).
- MÖ 9780: Enki oğulları Ra/Marduk, Osiris ve Seth arasında Mısır´ın yönetimini bölüştürür.
- MÖ 9330: Seth, Osiris´i yakalar ve parçalar. Nil Vadisi´nin tek hakimi olur.
- MÖ 8970: Horus, ilk Piramid Savaşı´nın başlamasıyla babası Osiris´den intikam alır. Seth, Asya´ya kaçar ama Sina ve Filistin elindedir.
- MÖ 8670: Enki´nin torunlarının kontrol ettiği tüm evren araçlarına karşı, Enlilliler 2. Piramid Savaşı´nı başlatırlar. Galip Ninurta, Büyük Piramid´in içindeki aygıtları boşaltır. Enki ve Enlil´in üvey kızkardeşleri Ninhursag, barış kongresini toplar. Dünya yeni baştan bölüştürülür. Mısır´ın kontrolu Ra/Marduk hanedanIndan Thoth´a devredilir. Heliopolis´de, bedel olarak bir Fener Şehri kurulur.
- MÖ 8500: Karakol mevkileri kurulur. Jericho, bunlardan biridir.
- MÖ 7400: Barış çağının devam etmesiyle Anunnaki insanları yeniden ilerlemeye başlarlar. İkinci Taş Devri başlar ve yarı ilah-yarı insan varlıklar Mısır´ı yönetirler.
- MÖ 3800: Eridu ve Nippur´la başlayan Anunnaki´nin tekrar kurduğu eski şehirlerin bulunduğu yerde yani Sümer´de bir uygarlık başlar. Anu ziyaret için dünyaya gelir. Yeni kent Uruk (Erech), onun onuruna inşa edilir. Tapınağı sevgili kız torunu Inanna/Ishtar için yapar.
16 Kasım 2012 Cuma
Unutulmuş Tarihin Kronolojisi I ( Tufan´dan önceki olaylar )
Unutulmuş Tarihin Kronolojisi 1
1-Tufan´dan önceki olaylar;
- 450.000 yıl önce; Güneş Sistemi´mize uzak bir gezegen olan Nibiru gezegeninin atmosferinin bozulması nedeniyle yaşam sönmeye başlar, gezegende Annunakiler yaşamaktadır. Hükümdar Alalu, Annu tarafından tahtından indirilir. Alalu, uzay gemisinden kaçar ve Dünya´da sığınacak bir yer bulur. Dünya´nın içine sahip olmuştur ve Nibiru´nun atmosferini korumak için altın gerektiğini keşfeder ama altın Nibiru´da yoktur.
- 445.000 yıl önce ise, Annu´nun oğlu Enki öncülük yapar. Böylece Basra Körfezi sularından altın çıkarmak için Dünya üzerinde bir istasyon kurar.
- 430.000 yıl önce Dünya´nın iklimi yumuşar. Aralarında Enki´nin üvey kızkardeşi ve tıp uzmanı olan Ninhursag ve Annu taraftarlarının çoğu Dünya´ya inerler.
- 416.000 yıl önce altIn üretimi azaldığında Annu, yakın mirasçısı Enlil ile beraber dünyaya iner. Yaşam için gerekli olan altını Güney Afrika´dan çıkarmaya karar verilir. Enlil, Dünya görevinin komutanıdır. Enki, Afrika´ya gönderilir. Ve Anu, Alalu´nun erkek torunu tarafından düelloya davet edilir.
- 400.000 yıl önce, Güney Mezopotamya´da görevli 7 yerleşim merkezi vardır; metalurji merkezi (Shuruppak), görev kontrol merkezi (Nippur) ve bir roket Alanı dlan (Sippar) bunların önemlileridir. Toplanan saf maden Igigi tarafından yönetilen yörüngecilere yani yukarıya gönderilir. Orada da Nibiru´dan belirli zamanlarda gelen uzay gemilerine nakledilir.
- 380.000 yıl evvel Alalu´nin erkek torunu, Igigi´nin desteğini kazanır ve dünyayı ele geçirmeye çalışır.
- 300.000 yıl evvel, işler altın kazıcılarının ayaklanması nedeniyle karışır. Maymun kadınlar kullanılarak Enki ve Ninhursag ilk işçileri yaratırlar, sonra bu işçiler idareyi ele alırlar. Enlil, bir baskın yapar, bazı işçileri kaçırır ve Mezopotamya´daki Edin´e verir. Onlara üreme yeteneği verilir ve insan çoğalmaya başlar.
- 200.000 yıl önce Yeni Buz Çağı döneminde dünyadaki yaşam azalır.
- 100.000 yıl önce, atmosfer tekrar ısınır. Anunnakiler (Tevrat´taki adıyla Nefilimler), insan kızlarıyla evlenirler.
- 75.000 yıl evvel yeni bir Buz Çağı başlar. Gerileyen insan türleri, dünyaya dağılır. Cro-magnon (tarihten önce Fransa´da yaşayan bir ırk) insanIar yaşar.
- 49.000 yıl evvel, Enki ve Ninhursag, Anunnaki soyunun insanlarını Shuruppak´da yönetmek için geliştirirler. Enlil onları kızdırır.
- 13.000 yol önce Nibiru yolculuğu hatırlanır, bir nedenle Enlil insanları yok etmeye karar verir. Büyük Tufanı başlatacak olan Enlil, insanlığı tehdit eden felaketin sırrını koruyacağına dair Anunnaki´de yaşayanlara yemin ettirir.
10 Kasım 2012 Cumartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







